Kendinize Yabancılaşmayın

Şu sıralar dünyaca ünlü hastalığın gidişatı ile ilgili belirsizliğin içerisinde bir sele kapılmış gidiyorken bir tedirginlik içinde uyuyup uyanıyoruz. Gelecekle ilgili dinlediğimiz ya da okuduğumuz tahminler beklediğimiz kadar berrak değil. Bir bulanıklık var gözün kataraktlı görüşü gibi, bir boğuk ses var kulağın uğultulu duyuşu gibi. Bizim dışımızda gelişen koşullar karşısında özgür değiliz ama koşulların içinde aldığımız kararlarda özgürüz. Psikolog Magda B. Arnold “Seçimlere neden olan seçenin kendisidir” der. Gerçek olan bu koşulları özgür kararımla bir yana bırakmak istiyorum, baharı ise diğer yanıma almak. İliklerimize kadar hissetmek zorunda kaldığımız hani şu canım bahar. Karantina günleri olmasaydı bu kadar derinden hissedemeyecektik diye kucakladığımız bahar. Müşfik Kenter iki ay öncesine kadar yaşayamadıklarımızı ne güzel anlatmış:

Daha fazlasını oku

Sadece Sevmek Yetmez

Erich Fromm’un Sevme Sanatı adlı kitabı ilgiyle okuduğum kitaplardan biridir. Yazar kitabın sonunda sevmenin uygulanması başlığı altında dört ana konudan bahseder. Bunları bir reçete olarak sunmaz ama önemli noktalar olarak üzerinde durur. Bu dört konu bir insanı sevmenin yanında bir işi, bir zanaatı, bir sanatı sevmenin ve de o konuda ustalaşmanın temellerini oluşturmaktadır. Gelin bu dört konuyu tek tek ele alalım.

Daha fazlasını oku

Açın Çekmeceleri

Anılara Yolculuk

Bugün odamdaki komidinlerin çekmecelerini tek tek açıp temizliğe giriştim. Her zaman ki gibi beni bu işten caydıracak daha keyifli işler bulmak için bir kaç saat debelendim durdum. Boşalttığım çekmecelerden birinde, uzun süredir bakmadığım albümleri bulunca haliyle henüz başladığım işe çok da sevinerek ara vermiş oldum. Albümlerin içine sıkışmış ve her açtığımda hayata yeniden gözlerini açan insanlara ve yaşamlara doğru ilerlemeye başladım.

Daha fazlasını oku

Geleceğe Yolculuk; Hayal Etmek

Bursa Mudanya’dan İstanbul Kabataş’a feribotla geçtiğimde, acelem yoksa Dolmabahçe Sarayının yanındaki Saat Kule Kafeteryada oturur çoğu zaman kitap okurum, hayal kurmaya da mutalaka zaman ayırırım. İşte öyle günlerden birgün bugün. Hayaller hayata bağlılığımızın bir göstergesi, sevmesem hayalleri bugün buraya atmazdım kendimi.

 

Hayal etmek bugün buradayken sonra ne olacağını düşünmek ve görmektir ve mutlu eder beni. Karışıda Üsküdarı seyrederken ve teknelerin geçişini izlerken yani bütün bunlara bakıyorken aynı zamanda hayallere dalabilmek gibi bir marifeti var insanoğlunun. Bu yüzdendir sanırım hayallerimize ilham veren yerleri aramamız.

Daha fazlasını oku

Bakın Şu Enes ve Barış’ın Öğrettiklerine!

Öğretmenliğe bir süreliğine döndüğümde, çevresi tarla ve bahçelerle çevrili bir köy okulunda 2. Sınıf öğrencilerini okutacaktım. Üç aylık tatilden sonra öğrencilerin okuma yazmayı unutup unutmadıkları endişesiyle sınıfa girdim ve iki öğrencinin okuma yazmayı öğrenemediklerini tespit ettim. Enes ve Barış.

Son derslerde diğer öğrenciler okuma-yazma ya da resim çalışmalarını yürütürlerken iki öğrenci ile ilgilenmeye başladım. İki öğrenciyi öğretmen masasına çağırıyor orada çalışıyorduk. Barış’ta okuma yazma öğrenmesine dair bir umut göremiyordum. Barış’ın öğrenememesinin altında annesini iki yıl önce yani altı yaşındayken kanserden kaybetmesi yatıyordu. Çocuk kendini tam anlamıyla derse veremiyor, okulda gösterdiğimiz çabayı evde halaları ile devam ettiremiyordu. Aile doğudan göç etmiş kalabalık bir aileydi. Barış’ın bu durumu karşısında ne yapacağımı bilmiyor bu konuda ki tecrübesizliğimi de fark ediyordum. Bazen Barış’ı camdan dışarı bakarken ve bir türkü mırıldanırken buluyor, mümkün olduğunca başını okşuyor, konuşmaya çalışıyordum. Bir süre sonra Barış’ı 1. Sınıfların okuma yazma çalışmalarına dâhil ettik ama son ders saatlerinde Enes ile birlikte onunla da çalışmalarımıza devam ediyorduk.

Daha fazlasını oku

Düzen İçin 5 Adım

Düzeninizi ölçmek için sizinle kısa bir test yapalım mı? Evet diyorsanız size ait bir ortama geçin ya da hayal edin lütfen. Evinizde kendinize ayırdığınız özel bir alan, iş yerinde çalışma odanız veya üretim sahasında size ait bir bölüm olabilir. Birkaç sorum olacak.

Bulunduğunuz ortam size dağınık ve rahatsız edici geliyor mu?

Aradığınız bir şeyi kısa sürede bulabiliyor musunuz?

Size ait ortamda var olup da bir türlü bulamadığınız eşyalarınızın yerine yenisini aldığınız oluyor mu?

Dağınıklığınız yüzünden başarısız olduğunuz zamanlar oldu mu?

Bu sorulara cevaplarınız evet ise ve düzensizlik çanları kimin için çalıyor derseniz, elbette ki sizin için!

Daha fazlasını oku

Yüzünüz İletişiminizi Süsler

“Gülünce gözlerinin içi gülüyor, kendimi senden alamıyorum…” diye devam eden şarkıyı hatırlarsınız. İrfan Özbakır ‘ın bu bestesini Zeki Müren‘den dinlemek ayrı güzel, bir Türk filmi sahnesinde Emel Sayın’dan dinlemek bir başka güzel. Maalesef konuyu aşka getirmeyeceğim. Sizi Türk filimi sahnesinde ve o şarkının etkisinde bırakmayı çok isterdim. Asıl amacım gülmenin bir insana ne kadar da çok yakıştığını, iletişimi ne kadar kolaylaştırdığını ve güzelleştirdiğini hatırlatmak.

Daha fazlasını oku

Okul Dönemindeki Çocuklarla İletişim Nasıl Olmalıdır?

Aile anne, baba ve onların çocuklarından oluşan en küçük toplumsal kurumdur. Sağlıklı bireylerin yetişmesi aile içi sağlıklı iletişim ile mümkündür. Her ailenin yapısı ve iletişim şekilleri farklıdır. Kimi aileler sorunlarıyla baş ederken, üzüntü ve sevinçlerini paylaşırken, kimi aileler bunu başaramamaktadır. Bu, aileyi oluşturan anne ve babaların kişilik yapıları ve iletişim şekilleri ile alakalıdır. Aile içinde iletişim, anne baba ve çocuğun bilgi, düşünce ve duygularını birbirlerine ilettikleri ve bu iletilenleri anlamaya, yorumlamaya çalıştıkları bir süreçtir. Okula başlamış çocuklarla iletişim süreci ise ayrıca bir çaba gerektirmektedir. Okula başlayan çocuğun iletişimi artık yakın çevresiyle sınırlı değildir.

Daha fazlasını oku

Toplantıya Dair Bir Öykü

Toplanıyoruz

On buçuğa on kala Kemal Bey şirketin kapısından içeri girdi. Çalışanlara günaydın diyerek odasına geçti. Odanın kapısını kapadı. Önemli bir işi varsa kapıyı açık bırakmazdı. Demek ki önemli bir e-posta yazacaktı ya da önemli bir telefon görüşmesi yapacaktı.

Saat on buçuk olmuştu. Teknik Servis Müdürü Sinan hazırladığı kahve ile sigara odasına doğru ilerliyordu ki Satın Alma Müdürü Sabri gülümseyerek:

– Keyif yapmaya mı gidiyorsun? Toplanıyoruz. Bir an önce toplantıya hazırlansan iyi edersin dedi.

“Yine mi toplantı” dedi keyfi kaçmış şekilde Sinan.

Daha fazlasını oku

Sürekli İyileştirme Neden Gerekli?

Evinizde günlerdir, haftalardır, aylardır belki de yıllardır yaptığınız bir işe, bir gün bir yakınınız denk gelir ve yaptığınız işin daha pratik yolunu söyler, ya da kullandığınız eşyanın yerini değiştirmeyi önerir. Daha az yorulup daha kısa sürede yapacağınızı tespit eder. Siz ya bu öneriyi olumsuz bir eleştiri olarak algılar” işime karışılmasından hoşlanmam, ben dilediğim şekilde yaparım” dersiniz. Ya da “Ben bunu daha önce neden düşünemedim” der hemen uygulamaya başlarsınız.

Sadece evinizde değil, bir iş yeri sahibi, bir yönetici, bir müdür veya bir şef olabilirsiniz ve çalışanınız üretim sahasındaki bir makinenin ya da bir personelin yer değişikliği önerisi ile gelir. Siz ya öneriyi hemen değerlendirmeye alırsınız ve önerinin getirdiği kazanımı kurum için faydaya dönüştürürsünüz ( enerji tasarrufu, iş güvenliği, yeni pazar payı mevcut müşteri memnuniyeti .vb. gibi). Ya da “ilgili bölüm gerekirse yapar, görev tanımındaki işlerini yap ” dersiniz. Kendinizi ve kurumunuzu bütün bu kazançlardan ve gelişimden mahrum bırakırsınız. Rekabet koşullarının tüm firmaları zorladığı günümüzde, pek çok firma çalışan önerilerinin yararını görmüş ve bu sebepten sürekli iyileştirme faaliyetleri olarak uygulamaya başlamıştır…

Daha fazlasını oku