Okuduğumuz makalelerde, önemli dergilere verilen röportajlarda işletme sahiplerinin ya da genel müdürlerin demeçlerinde duyarız bu cümleyi. “Şirketimizin en büyük değeri insan kaynağımızdır’. Peki yöneticiler bu sözlerinde acaba ne kadar samimiler?
İnsan kaynakları departmanında 15. Yılımın içindeyim. Bugüne kadar şirketin geleceği ile ilgili önemli kararların alındığı toplantılara insan kaynakları yöneticilerinin çağırıldığını hiç görmedim. İnsan kaynakları yöneticileri liderlik ve geleceğe yönelik stratejik karar toplantılarının yerine çabuk karar verilen, genelde kararın üst yönetim tarafından verildiği ve uygulama aşamasındaki yöntemlerle ilgili toplantılara çağrılırlar. Kış geldi, sezon bitti, kriz geldi. Şu departmandan “4 kişi daha çıkartırsak” ya da “Ücretsiz izne gönderirsek ne kadar tasarruf sağlarız” gibi.
Durum böyle olunca inanılan, güvenilen bir departman olmanız pek mümkün değildir. Bir süre sonra insan kaynakları, ancak gerekli olduğu bilinen yasal düzenlemelerin ve bürokrasinin takibinin gerçekleştirildiği ve dışarıya karşı göz boyamaların yapılabileceği, üst yönetimin aldığı kararları sorgulamasız gerçekleştirecek birimler olarak algılanmaya başlar.
İyi üniversitelerde eğitim gören öğrencilerle konuştuğunuzda, bu öğrencilerin kariyer planları arasında insan kaynakları departmanın olmadığını görürsünüz. İyi bir öğrenci olduğum için değil ama ben de tesadüfen 15 yıl önce bir yönlendirme ile insan kaynakları departmanı ile tanışmıştım.
İnsan kaynakları çalışanlarının biz neyi iyi yapıyoruz, neyi yapamıyoruz hangi alanlarda işletmeye ve insana değer katıyoruz diye sorgulamasını gerekir.
İnsan kaynakları yönetimi, kurumun çalışanlarına hizmet veren, kendi süreçlerini yürüten bir bölüm olmanın yanı sıra işletmenin gelecek hayallerinin ortağı olmalıdır.
Kaynağımız insan diyen işletmelerde İnsan kaynakları yöneticisinin yerinin genel müdürün sağında yer alması dileğiyle.











