Hayatta hak ettiğinizi değil…

12 Öfkeli Adam filmini izlediniz mi?

Yönetmenliğini Sidney Lumet’tin yaptığı 1957 yapımı orijinal adı 12 Angry Man olan film suç ve dram kategorisinde yer alıyor. 18 yaşındaki bir genç babasını bıçaklayarak öldürür. Bilirsiniz Amerikan Yargı Sisteminde mahkemelerde jüri üyeleri vardır. En azından izlediğimiz Amerikan filmlerinden biliyoruz. 🙂 Bu filmde de 12 jüri üyesi yargılama süreci tamamlanan 18 yaşındaki çocukla ilgili kararlarını vermekle ilgili Jüri Odasında 12 jüri üyesi 18 yaşındaki sanığın suçlu mu yoksa suçsuz mu olduğuna karar vermek üzere görüşmeye başlar. Kanun gereği 12 jüri üyesinin tamamının aynı yönde oy kullanması gerekiyor. Yani 12 üye de suçlu ya da suçsuz kararında mutabık kalmalılar. Sanık suçlu bulunursa 1. derece cinayetten elektrikli sandalyede idam edilecek. Jüri başkanı oylamayı başlatıyor ilk oylamada 11 suçlu oyuna karşın 1 jüri üyesi suçsuz oyu kullanıyor. 8 numaralı jüri üyesi. Sonrasında tüm film bir odada 12 jüri üyesinin 18 yaşındaki sanığın suçlu olup olmadığı konusunda ki tartışmaları, bilgi alışverişinde bulunmaları ve birbirlerini ikna etme süreçlerini aktarıyor izleyicisine. Filmin bir başrol oyuncusu da yok.

Daha fazlasını oku

FeSaBi (Felsefe, Sanat, Bilgi) Bölüm 2 – “Sokağa Çıkma Amca”

22 Mart 2020 Pazar saat 00:00 itibariyle Türkiye’de Corona virüs salgınına önlem olarak 65 yaş ve üstündeki vatandaşların sokağa çıkmalarına izin verilmiyor.

65 yaş ve üstünde olsaydım ne hissederdim acaba? 65 yaş üstünü “yaşlı” olarak adlandırmak çok kestirme bir yöntem. TÜİK’in “Hayat Tabloları 2016-2018” araştırmasına göre yeni doğmuş bir bireyin ortalama yaşam süresi 78,3 yıl (erkeklerde 75,6 yıl, kadınlarda 81 yıl). Şu an evlerinden çıkmamalarını istediğimiz 65 yaşındakiler için ise ortalama yaşam süresi 82,9 yıl (erkeklerde 81,2 yıl, kadınlarda 84,6 yıl).

Daha fazlasını oku

FeSaBi (Felsefe, Sanat, Bilgi) Bölüm 1 – Asıl Virüs Kim?

Baharın ilk günü… Neler yaşandı mavi gezegenimizde; ne kışlar, ne yıkımlar, ne acılar… Yine de çiçekler açtı, bebekler güldü, yaşam denen mucize tomurcuklandı.

İnsanlık belki ilk defa böylesine topyekûn bir tehlikeyle karşı karşıya değil ama ilk defa olanların bu kadar farkında. Irk, ülke, cinsiyet, coğrafya fark etmeksizin türümüzün tehdit altında olduğunu bu denli net olarak fark ediyoruz. Hep gazetelerden okuduğumuz, televizyonlardan izlediğimiz, filmlerden yakınlık duyduğumuz felaketlere şahit olmuştuk. Oysa ilk defa günlük hayatlarımızı, yakınlarımızı ve kendimizi etkileyen bir tehlike duruyor karşımızda. Bununla birlikte virüsün yayılma hızının yüksekliğine rağmen ölüm oranları çok yüksek değil. 1. Dünya Savaşı’nda 17 milyon (o zamanki dünya nüfusunun binde 11’i), 2. Dünya Savaşı’nda 65 milyon (dünya nüfusunun binde 26’sı), İrlanda 1845 Büyük Kıtlığında 1 milyon (İrlanda nüfusunun binde 125’i) insan öldü.

Daha fazlasını oku

Evden Çalışmanın E-hali

Endüstri 4.0 ile birlikte değişim yolculuğunda İK’nın gündeminde yer alan konular arasındadır;  yeni çağ meslekleri, farklı çalışma modelleri, bireysel öğrenme metotları. Çoğunluğu global olan firmalar küçük ya da büyük ölçüde farklı modelleri sistemlerine entegre etme konusunda daha başarılılar. Yarına hazırlık yaparlar, deneyimlerken daha cesur davranırlar. Bugün ise ZORUNLU bir sebeple (Corona Virüsü-pandemik tehdit) büyük küçük firma demeden aynı refleksle profesyonel hayatı evlere taşıdık. Evden çalışma, online toplantı, dijital çözümler, uzaktan öğrenme, bireysel gelişim kavramlarına birkaç gün içerisinde hızla yakınlaştık, her birini çokça deneyimledik. Göze dev gibi görünen bu konular bugün için kolaylaştırıcı, pratik çözümler halini alıverdi.

 

Daha fazlasını oku

DinlEMEK

“Ben bir daha değerlendireyim size dönerim.” diyerek telefonu yeniden kapatmıştı. Halbuki bu yaptığımız 3. konuşmaydı. Her şeyi tekrar baştan anlattığım, üşenmeden sadece içi rahatlasın diye aynı sorulara teker teker yanıt verdiğim 3. konuşma. Aklındaki sorulara yanıt bulamadığından mıdır ya da konuşma süresince zihninde beliren yeni sorulardan mıdır bilinmez oldukça basit olan talep yine nihayete erememişti. Sorun aslında çok basitti. Ben konuşurken beni dinlememişti.

Daha fazlasını oku

Markanın Yolculuğu

Karlı, sıcaklığın sıfırın altında seyrettiği güzel bir Karadeniz vilayetinde eğitim sonrası şehirde kısa bir tur atıyorum. Kar nedeniyle ulaşımda aksama yaşandığı için yolculuğum bir sonraki güne kalıyor . Bunun şehri ve o yöreyi tanımak için bir fırsat olduğunu düşünüyor, o bembeyaz örtü altında şehri adımlamaya başlıyorum. Her ne kadar karlı şehirde harika manzaralar olsa da bir süre sonra ısınmak için şehrin alışveriş merkezlerinden birine giriveriyorum. Hemen giriş katında iki kahve zinciri yan yana yer almış, özellikle uluslararası marka olan zincirde yer bulmak mümkün değil. Sırada kahve veya türevlerini almak için on kişiden fazla var. Kahve almak için sıra beklesen de oturmak için yer bulmak mümkün değil. Biraz AVM içinde tur atıp tekrar uğramaya karar veriyorum, kim bilir belki biraz daha ortalık sakinleşir. Oturmak için yer ararken müşterilerin yaş grubu dikkatimi çekiyor. 15-25 yaş aralığında tüketicilerin çokça olduğunu fark ediyorum.

Daha fazlasını oku

Hafızanıza Sahip Çıkın

Kurumunuzda yer alan dijital dosyalarınızın sayısı hızla artarken geleneksel saklama yöntemleri bir noktada yetersiz gelmeye başladı mı? Hard disklerinizden bazıları bozuldu, kurtarmaya gönderdiniz fakat istenilen kadar sonuç alamadığınız oldu mu? Özellikle “Yedek, yedek 2, eski hard disk 1, önemliler 2” diye isimlendirdiğiniz klasörler artık iyice birbirine girdi ve aradığınızı bulmakta zorlanıyor musunuz?

Daha fazlasını oku

Çoklarının Telaşı Öğretmek

Çoklarının telaşı öğretmek. Birilerine bir şeyler öğretmek. Bir saatte, iki günde, haftada ya da ayda…

Nasıl mı? En çok sosyal medyada izliyorum. Ne çok eğitmen, uzman ve danışman var. Ne çok…

Bu kişilerin ardında nasıl bir birikim var? Hangi süreçlerden sonra eğitmenlik yapıyorlar? Nasıl bir yetişme halindeler? Ne zamandan bu zamana çıraklık ve kalfalık bitti de usta ya da uzman oldular?

Daha fazlasını oku