Evden Çalışmanın E-hali

Endüstri 4.0 ile birlikte değişim yolculuğunda İK’nın gündeminde yer alan konular arasındadır;  yeni çağ meslekleri, farklı çalışma modelleri, bireysel öğrenme metotları. Çoğunluğu global olan firmalar küçük ya da büyük ölçüde farklı modelleri sistemlerine entegre etme konusunda daha başarılılar. Yarına hazırlık yaparlar, deneyimlerken daha cesur davranırlar. Bugün ise ZORUNLU bir sebeple (Corona Virüsü-pandemik tehdit) büyük küçük firma demeden aynı refleksle profesyonel hayatı evlere taşıdık. Evden çalışma, online toplantı, dijital çözümler, uzaktan öğrenme, bireysel gelişim kavramlarına birkaç gün içerisinde hızla yakınlaştık, her birini çokça deneyimledik. Göze dev gibi görünen bu konular bugün için kolaylaştırıcı, pratik çözümler halini alıverdi.

 

“Krizi fırsata çevirmek” söylemini yaşayarak deneyimlediğimiz günlerden geçiyoruz. Okunmayan kitaplar, kenarda bekleyen işler, sıradaki filmler listede hızlıca yerini alırken hiç bilmediğimiz, fark etmediğimiz deneyimlere de tanık oluyoruz.

Plan ve programlara dayalı yaşantımızın beklenmedik bir şekilde bizim inisiyatifimize kaldığı bu günlerde çalışma arkadaşlarıma yönelttiğim “Evden çalışmayı nasıl deneyimliyorsunuz? sorusuna aldığım cevapları sizler için derledim.

Dikkat Dağıtıcılar Her Yerde: Bir çalışma arkadaşım özellikle birçok kadın çalışanın evden çalışma deneyimini dile getirdi adeta: “ Evden çalışarak, işlere daha çok odaklandığımız bununla birlikte ev işleri, yemek yapma, çocuklarla vakit geçirme, temizlik de dahil olmak üzere daha çok enerji harcadığımız bir gerçek. Öyle ki tam bir e-posta atacağım sırada o perde gözüme batıyor, evdeyken yıkasam mı oluyorum ya da “anneeee karnım acıktı” sesi çınlıyor bir anda.” Bir diğer çalışma arkadaşım şöyle yazmış; “Yakınlarımıza ve ailelerimize evde tatilde olmadığımıza, çalıştığımıza inandırmak çok zor”. Ve bir diğerinden gelen: “Az önce aile üyelerimden biri bana şöyle dedi “Sen orada – bilgisayar başında – oturacak mısın hep öyle?”. 🙂

Bu gibi durumları yönetmek için günlük bir plan yapmak kolaylaştırıcı bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor. Bu planı evdekilerle ve yakın çevremizle paylaşarak önemli ölçüde belirgin bir tablo ortaya koyabiliriz. Hatta bu planı evimizde görünür bir yere asmak bile işimizi görecektir. Çocuğumla oyun vakti, okuma saati, e-postalara cevap saati gibi. Bunun yanı sıra, evimizin en sakin yerini seçerek çalışma saatlerinde kendimize ait küçük bir ofis ortamı yaratmamız da mümkün.

Ha bu arada o perde hep oradaydı, görmemenizi tavsiye ederim. 🙂

İş Yaşam Dengesi: Bu dengenin şaşması çok normal değil mi? Ev ile iş bir anda evlendi. 🙂 Çalışma arkadaşlarımdan biri demiş ki; “ Elektronik kelepçem eksik diye düşünüyorum, sürekli çalışma ihtiyacı hissediyorum. Karantina sonrası gözlük numaram değişebilir ve boyun fıtığı olabilirim” Bir diğeri ise “ Evden çalışırken olabilecek kilo artışlarının ardından doğacak gardırop yenileme masraflarının önüne geçebilmemizi sağlayacak, günlük beslenme programı desteği bekliyoruz”

Günlük planımızı zamana dayalı yaptığımızda aktiviteleri dengeli bir şekilde yerleştirme şansımız var. Yeme içme aktivitesi de dahil! Bizi zorlamayan bir egzersiz dizisi, sağlıklı beslenmeye dönük yemek keşifleri, ara ara bilgisayar başından kalkarak vücuda hareket kazandırma gibi incelikleri kaçırmamamız sağlığımız açısından şart gözüküyor.

Yalnızlık Hissi: “29. yaş günümü evimde tek başıma kutladım” diyen ifade, bir arada olamayışımızı en iyi anlatan ifadeydi.

Malum sosyal varlıklarız. İş ortamlarının bize sunduğu en büyük getirilerden biri de sosyalleşmeye zemin hazırlaması. Gün içinde sohbet etmeye, birlikte kahve içmeye, çalışma arkadaşımızın yanına giderek söylemek istediklerimizi yakından aktarmaya ihtiyaç duyuyoruz. Şu anki şartlarımız yakın olmayı engellese de yalnızlık hissi yaşamamak için farklı çözümlerle bir araya gelmeye devam edebiliriz. Bir çalışma arkadaşım güzel bir fotoğraf göndererek içimi ısıttı. Ellerinde kadehleri ile online ortamda bir araya geldiği dostları ile akşamını keyifli geçirmiş. Ne mutlu onlara!

İş ortamımızı da dijital ortamlara taşımayı bu sayede deneyimleyebiliriz. Günlük ve haftalık online toplantıları sıklaştırmak bu anlamda herkes için fayda sağlayacaktır. Bunu deneyimleyen çalışma arkadaşım şöyle yazmış : “ Online toplantılarla o kadar çok sık bir araya geliyoruz ki yüz yüze iken bu kadar bir arada değildik :)” Bu dönemde bilgi alışverişimize, geri bildirime, ulaşılır olmaya, geri dönüş hızımıza daha fazla önem vermek gerekiyor. Uzaktan bağlanarak yüz yüze yapacağımız planlı buluşmalar, hem iş sürecimize hem de birlikteliğimize olumlu yönde hizmet edecektir.

Bireysel Gelişim Fırsatı: Uzaktan öğrenmenin, kitap okumanın, geliştirici video, film izlemenin tam zamanı. Çoğu zaman “Fırsat bulamıyorum, ne ara yapacağım?” diyenleri duyarız ya. Önümüzde harika bir fırsat var. Günlük planımızın içerisine kişisel gelişim çözümlerini ekleyerek bilgiyle beslenme fırsatımız var. Elma Yayınevi kitaplarımız, Vizgo Akademi uzaktan eğitimlerimiz ve online canlı eğitimlerle bu süreçte daha sık buluşmayı, bilgiden daha çok beslenmeyi diliyoruz.

Sevdiklerimize Daha Yakından Bakma Zamanı: Farklı duygulara beni taşıyan cevapları paylaşıyorum; “Bir arkadaşım çocuğunda tik varmış onu görmüş:)” Ve bir diğeri; “Kızıma ne oynayalım diye sorduğumda, sen nasıl takdir edersen demiş cevap olarak”. Ve bir başka çalışma arkadaşımız “Alzheimer tanılı annemle 9 gündür birlikteyiz.” diyerek yaşadıklarını aktardı hepimize.

Yakınlarımızla birlikte geçirdiğimiz her an bizim için fırsatlarla dolu, acı ya da tatlı olsa da her biri öğretici deneyimlerle dolu. Sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamanın bizler için kıymeti kuşkusuz. Bu fırsat her zaman elimize geçmiyor. Görmediğimiz, düşünmediğimiz, fark etmediğimiz şeylerle karşılaştığımız bu günlerin kıymetini bilmeliyiz. Dahası bireysel olarak kendi tahammüllerimizi, yapabildiklerimizi, yapamadıklarımızı keşfetmeyi de unutmamalıyız. Bu buluşma her şey değer!

Verimli, keşif dolu ve daha da önemlisi sağlıklı günlerimiz olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir