Sizin Yaş Kaç?

Keşisin bir tanesi araştırma konusu için köyün birine gider.

Köye yaklaşmışken köyün mezarlığını görür. Mezarlıkların köyün kültürel yapısı hakkında bir çok gizli bilgi taşıdığını düşünerek mezarlığın içine girer.

Mezarlıkta gezerken gözü mezar taşlarına takılır. Mezar taşlarında 8, 965, 788, 5987, 18 gibi bir biriyle bağlantısı olmayan sayılar vardır.

Uzun süre düşünür, ancak neden her mezar taşının üzerinde bir sayı olduğunu çözemez.

Yoluna devam edip, köye vardığında köyün bilgesini bulur ve yaşlı bilgeye sorar.

“Köyünüzün mezarlığında mezar taşlarının üzerinde farklı rakamlar gördüm. Nedir bu rakamların anlamı?”

Yaşlı bilge gülümseyerek yanıtlar:

“Bu köyde bebeklerimiz doğar doğmaz hemen bellerine bir ip bağlarız. Yaşamı boyunca her güldüğü an belindeki ipe bir düğüm atarız. Öldükten sonra ise, bellerindeki düğümleri sayar, düğümün sayısını mezar taşına yazarız.”

Keşiş bir şey anlamamıştır. Yaşlı bilgeye sorar?

“Peki bunun mezar taşlarının üzerindeki sayılar ile ne ilgisi var?” diye.

Yaşlı bilge sözünü şu cümlelerle tamamlar.

“Düğüm sayısını kişinin mezar taşına yazarız. Böylece onun ne kadar ‘yaşamış’ olduğunu anlarız.

Bu hikaye bana her zaman Bruegel’in “Karnavalla Büyük Perhizin Kavgası” tablosunu hatırlatır.

Resimde şehrin meydanında iki farklı insan tipi var.

Köylüler, çocuklar, dilenciler dans edip, gülüp eğlenirken, siyahlar giymiş asil sınıf ciddiyetle onları izliyor.

Çünkü gülmek, eğlenmek asilliği zedeler, gülmek avam takıma aittir.

Platon bile gülmeyi kamusal sonuçları açısından sakıncalı bulmuştur.

Gülümsemekle, tabiri caizse stres atmak arasında çok yakın bir ilişki vardır. Stres ve depresyona karşı kahkaha terapisi uygulanmaya başlamış ülkeler var.

Bunun yanında ABD merkezli Gallup’ un kamuoyu araştırma kurumu anketinde gülümseme oranında dünya ortalaması yüzde 75 olmasına rağmen Türkiye’ deki oranın sadece yüzde 43 olması dikkat çekti. Türkiye 148 ülke arasında mutluluğunu en az dışa vuran ülke durumunda.

Bir tedavi yöntemi olarak kullanılan gülmenin neresi kötü? Neden korkulur ülkemde gülmekten?

Çok basit.

«Çok güldük başımıza bir iş gelecek, pişmiş kelle gibi sırıtma, gevrek gevrek gülme, kızım gülme yanlış anlarlar, beyler gülmeyelim bizi ağır insan sansınlar» sözleriyle büyütüldük biz.

Yapılan bir araştırmaya göre kadınlar erkeklere oranla %26 daha fazla gülüyormuş. Erkek ağırdır, öyle vırta zırta gülmez, güldüğünü belli etmez denmedi mi bize. Babalarımız biz uyurken sevmedi mi, öpmedi mi bizi. Sevgisini gösteremeyen erkek sevgi emaresi olan gülümsemeyi nasıl göstersin?

Gülmenin yadırgandığı bir toplum içerisinde yaşıyoruz.

Keşke hiç büyümeyip çocuk kalsaydık diyoruz hep. Çünkü çocuklar yetişkinlere göre daha rahattırlar. Çekinmeden gülerler, içlerinden gelen her şeyi pat diye söyleyiverirler. Nedense büyüdükçe içimizdeki çocuğu bastırıyoruz gibi geliyor. Çünkü çocuklar günde ortalama 300-400 kez, yetişkinler ise en fazla 15 kez gülümserler. Aslında en kolayı, en eğlencelisi ağız dolusu kahkaha atmak. Gülün güldürün. Gülmek kadar basit, maliyetsiz, bulaşıcı bir şey yoktur.

Niye mi? Bakın siz gülerken içinizde ne fırtınalar kopuyor:

-Gülmek, beyindeki oksijeni artırıyor, stresten uzaklaştırıyor.

-Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

-Tümör ve kanser gibi vücutta savaşta olan hücreleri artırır.

-Stresi azaltır. Strese bağlı olan sorunları ortadan kaldırır.

-Olumlu ve pozitif düşünmenin önünü açar.

Bunun yanında insan bu koşuşturma içerisinde belindeki ipte kaç düğüm olduğunu unutuveriyor.

En son ne zaman gülümsediniz? En son ne zaman merak edip belinizdeki ipteki düğüm sayısını saydınız? Sahi sizin yaş kaç?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir