E-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
‘’Herkes bizi mutlu eder.. Bazıları gelince, bazıları giderken!..’’
Ziyaret, bir kişi veya kişilerin izin alarak bir başkasını veya başkalarını görmeye gitmesi demektir. Toplumu oluşturan insanların birbirlerini tanımalarına yönelik en yaygın ve nazik davranıştır. Sosyal ilişkilerin başlangıcı demek olan ilk ziyaret, dostluğun devamında da çok önemlidir. Ziyaret için yapılan danışma sözlü, yazılı veya telefonla olur.
'Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır' der Can YÜCEL ve devam eder, insanları ezip geçmeye, günlük menfaatler için onurunu terk etmeye, bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya değmez bu hayat. Yaşam başlıbaşına bir proje ve her insan bir proje yöneticisidir aslında. İnsanlık adına projelerinizi ne olur iyi yönetin. Projelerimizi nasıl iyi yönetebiliriz noktasında sizlere 'şeytan tüyünü' tavsiye edebilirim. Şeytan tüyü de nedir?
Birçok toplulukta aynı zeka ve düşünme gücü taşıyan, aynı derecede iyi giyimli ve güzel olan bir çok kimseden kimisini çok sevdiğimiz halde kimisini pek sevmeyiz. Bunun nedeni araştırıldığında sevdiklerimizde 'şeytan tüyü' dediğimiz bir özellik hemen gözümüze çarpar. Bu, görgü ve nezakettir. Temelinde her zaman başkalarına iyilik edebilme düşüncesi gizlidir ve hayattaki başarılarımızda da önemli rol oynar...
İnsanlar toplum içinde yaşarken, devamlı olarak birbirleri ile etkileşim halindedirler. Konuşur, telefonlaşır, yemek yer, sinemaya, tiyatroya, konsere gider, otobüste trende beraber seyahat eder, sokakları paylaşır, selamlaşır, tanışır ve alış veriş yaparlar. Yani insanlar sosyal yaşamın bütün alanlarını paylaşırlar. Onun içindir ki kişi toplumda tek başına düşünülemez. İnsan toplumsuz, toplum da insansız olamaz.
İnsanların birbirleri ile yaşadığı, bazı şeyleri paylaştığı, etkileşim içinde olduğu, ilişkilerin çok yoğun yaşandığı bu alana sosyal yaşam denmektedir. Sosyal davranış kuralları, toplumların tarihi ve kültürel değerlerinden etkilenerek oluşmuş olup, hem ulusal hem de evrensel bir karaktere sahiptir...
Gece ya da gündüz herhangi bir saatte insanları koynuna alan sığınaktır sokak. Ayaza, kara, sıcağa, güneşe aldırmadan herkese açar kucağını, halden anlaması için halinden anlamak gerekir. Her sabah sizleri karşılar taşıyla, ağacıyla, her gün hazırdır dinlemeye. Kocaman bir aynadır aslında, kendini görür insan her adımında bir sokağınve duyar söylenenleri, öyle ki bazen bir insandan fazla ilgilenir sözlerle ve hislerle. Onu böyle güzel yapan da bu denli canlı olmasıdır aslında.
Sokak, insanların en yoğun şekilde birlikte oldukları alandır, onun içindir ki kişileri birbirine yaklaştırıcı sosyal bir fonksiyonu da vardır. Ancak görgü-nezaket eksikliği sokağı çekilmez hale getirebildiği gibi insanların büyük bir kısmınıda oradan uzaklaştırmaktadır. Tam da bu noktada sokağın temel kuralları diye tanımlayabileceğimiz bir reçete ihtiyacı apaçık ortadadır. Daha yaşanır sokaklar adına koyalım mı kurallarımızı?...