empty

english-falg-0 turkiye-0

Her şey parayla mı? Bir tek şey parayla...

ANA SAYFA \ BLOG \ Her şey parayla mı? Bir tek şey parayla...
 

ayakkabi-boyacisi

Bayram’da memleketim Sungurlu’daydım, Çorum’un ilçesi…Herkesin öğreteceği bir şey, tutacağı bir ayna, sorgulatacağı bir gerçek vardır. Bir ayakkabı boyacısının -bir cümle ile- bana sorgulattığı gibi.

Bayram’da memleketim Sungurlu’daydım, Çorum’un ilçesi… 

Anadolu, İstanbul gibi beton yığını değil. Basacak çimenleri, yürüyecek tozlu yolları, aşacak dağ bayırları da var. Bunları yapınca baktım, ayakkabıların boyaya ihtiyacı var; bir iş hanının girişinde de görünce ayakkabı boyacısının yanına yaklaştım.

-          Sıra var mı usta?

-          Elimdeki boya bitsin alayım seni, iki dakika oturuver şuraya.

Oturdum. O sırada bir adam geldi, boyacının elindeki işine bakmadan ayakkabısını uzattı:

-          Parlatıver bakalım şunu.

Bir şey demedi boyacı, eline fırçasını aldı, önüne zoraki konmuş ayakkabıların tozunu aldı sırayla. Adam baktı ki iş bitmiş, çekti ayaklarını. Ne para verdi, ne bir teşekkür etti, devam etti yoluna kaldığı yerden.

Boyacı da elindeki boyaya başladı tekrar. Döndü bana:

-          Çay ısmarlayım mı abi, beklerken içersin.

-          Eyvallah, çok sağ ol. İçmiş kadar oldum.

Böyle başladı sohbetimiz. 50’sine merdiven dayamış, Kayseri’den geliyormuş her yıl. Ailesine ekmek parası kazanmak için her baharda burada olur, Ekim gibi dönermiş. Niçin Sungurlu diye sorduğumda:

-          Sevdim be abi burasını.

Sohbet devam ederken sıra bana geldi, geçtim ayakkabı sandığına. Daha da koyulaştı sohbet; bitiverdi boya.

Ücreti ödemek için elimi sağ cebime attım, boş çıktı. Sol cebimi denedim, oradan da çıkmadı para.

-          Paran yoksa sorun değil abi.

Bu sırada arka cebimdeki paraya ulaştım, henüz parayı uzatırken.

-          Sorun değil abi, her şey parayla mı? Bir tek İNSANLIK parayla. Paran varsa insansın, paran kadar insansın.

“Bir tek İNSANLIK parayla”… Tek cümle ile bu kadar güzel anlatılabilir, günümüzde kişilerin gördüğü değerin kıstası.

İnsan olmanın getirdiği en temel hakkı, saygı görmeyi, belirleyen kriterler ne idi? Para, unvan, altınızdaki araba, kola takılan saatin markası, omza asılan çantanın etiketi miydi?

Şirketin en tepesinde oturan CEO’un aldığı bol sıfırlı maaş, bir boyacının ayakkabı fırçası ile kazandığı üç beş liradan daha mı değerliydi?

Alın teri ile işini en güzeli ile yapan, çalmayan, çırpmayan, dilenmeyen bir emekçi, herkes kadar saygıyı hak etmiyor muydu?

Iphone cep telefonu, Prada gözlük, Lacoste tişört bizi daha zengin gösterebilirdi, ama daha İNSAN yapmazdı; boyacı bunu herkesten daha iyi görüyordu.

Bütün bunlar geçerken aklımdan, vedalaştım boyacıyla.

-          Bir dahakinde çayını içerim.

 

İnan Acılıoğlu

Linkedin              İnan Acılıoğlu

Instagram           inanacilioglu

Facebook            İnan Acılıoğlu

Bu yazı www.inanacilioglu.com kişisel blog sayfasında 4 Temmuz 2017 tarihinde yayımlanmıştır.           

 

* Farklı bir isim kullanılmıştır.

Güzel bir merhaba, belki de sıcacık bir kucaklaşma ile başlar bir sabah. Romantik başlayan yağmurlu bir gün, rüzgârın hafif bir fısıltısı biz karşılar. Ya da sıcacık bir güneş. Ardından bir koşturmaca bir yoğunluk akar gider günün içinden. Telefon konuşmaları, bitmek tükenmek bilmeyen teknoloji bağımlılığımız, e postalar, trafik, iş yükü, ev telaşı saymakla bitmez.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

En Çok Okunanlar