empty

english-falg-0 turkiye-0

Yaratıcılık ve Yaratıcılığı Geliştirme

ANA SAYFA \ BLOG \ Yaratıcılık ve Yaratıcılığı Geliştirme
 

yaraticilik

Sağımdan solumdan sesler geliyor. Duymak istemesem de dinliyorum. Elimde değil ki…

Yedisinden yetmişine konuşmalar… Çocuklar da büyükler de aynı ifadeleri kullanıyor. Tümceler kulağımda asılı kalıyor:

 

  • “Bu böyle yapılır!”
  • “Şöyle denir!”
  • “Böyle yapılmaz ki…”
  • “Öyle olmaz ki…”
  • “Burada otur!”
  • “Ben söylemeden yapma!”

Yaşlar, cinsiyetler, kullanılan dil, kültürel birikimle ilgili ipuçları, ekonomik durumu betimleyen giysiler, duruşlar, bakışlar değişiyor ama söylenen şablonlar, listeler ya da reçeteler değişmiyor: J 

  • … 15 yöntemi!
  • … 50 yolu!
  • … 80 kuralı!
  • 8 adımda …!
  • Yanlış bilinen 10 …!
  • 12 soruyla …!

Genellemeler… Genellemeler… Yazılı ya da sözlü olarak paylaşılanlar. Sosyal medyadaki kişilik(!) çözümlemeleri.  İyi de hangi koşulda? Hangi durumda? Kim için? Neden? Neye dayanarak? Kanıtlar nerede? Niçin?

Öte yandan hani insanın biricikliği? Hani insanın milyarlarca seçenekten biri oluşu? Genetik birikimiyle, parmak iziyle, yürek atışıyla, ses rengiyle, gözbebeğiyle, ten kokusuyla vd. biricik olan insan oğlu ve kızı hangi genellemelere sığabilir ki? Ben biriciksem, herkesle aynı yoldan nasıl gidebilirim ki? 

Yaratıcılık, insan yaşamının tüm boyutlarını kuşatan bir yeti. Duygularından yaptıklarına, söylediklerinden yazdıklarına, kullandıklarından geliştirdiklerine yaratıcı düşünmenin, üretmenin ve yapmanın etkisi var.

Peki o zaman nesilden nesile aktarılan bu kalıp düşünceler nedir? Düşünceler günle birlikte değişip farklılaşması gerekirken nasıl da böyle diri kalabiliyorlar? Sanki çevremde kalıp yargıların patronları ve köleleri var gibi…

Şablonlar, listeler ve reçeteler kim için? Reçeteyle elbette tıp alanındaki özenli görüşleri saymıyorum. Gazete sayfalarında her derde devaymış gibi sunulan listeler aklımda. Oysa doktor arkadaşlarımın ifadesi ne anlamlıdır: Hastalık bir tanedir, hasta binbir çeşit.

Yaratıcılık, insanın varoluşunu güçlü kılan özelliği. Karşılaştığı sorunlara çözüm bulması, özgünlüğü, esnekliği ve çok yönlü bakışı onu diğer canlılardan ayıran belirgin niteliği. Yaratıcılığını verimlilikle kullananlar yeni kapılar açıyor. Kendisine, içinde yaşadığı kültüre ve dolaylı olarak insanlığa hizmet ediyor. 

İster günlük yaşamın, ister sanatın içinde olmak, ister bilimsel uğraşılarda bulunmak, isterse teknik işlerde yoğunlaşmak daha önce kurulmamış yeni ilişkileri, düşünceleri, yaşantıları, fikirleri, ürünleri vb. ortaya koyabiliyorsa yaratıcılık yetisinin kullanıldığı söylenebilir. Oysa çevremde aynı görsellerle, süslemelerle, çerçevelerle, sıra ya da etkinliklerle düğün törenleri, doğacak bebeğe hazırlanan kutlama günleri, yaş günleri, okuma bayramları, taklit tablolar, birbirinin aynısı akademik makaleler, iş hayatındaki tekdüze ve birbirini taklit eden eğitimler, yapılan sunumlar, söyleşiler ve daha niceleri var. Yaratıcılık yetisinin kullanıldığını değil, her adımın sırasıyla kopyalanarak çoğaltıldığını gözlemek mümkün.

Her konuda ve neredeyse her sözü söyleyebilenler çoğaldı. Bu olası mıdır? Böylesine kolay mıdır? Bunca aynılığın içinde kim önder, yönder, geliştiren, örnek ve yol açan olacak? Sorularım birbirini kovalıyor. Tıpkı kulağımda asılı kalan ifadeler gibi…

Düşündüğüm; sadece yaratıcı olsun diye vazgeçmek, yakmak, yıkmak, bozmak, atmak ya da kırıp dökmek değil. Sorunlar karşısında bir de şuradan bakıp çözüm aramaya çalışsak… Bir de bu yolu denesek… Daha önce yapılanları incelesek… Sorsak… Soruştursak… Bir bilene danışsak… Kanıtlar arasak… Gözlemler yapsak…

Yaratıcılık öyle bir yeti ki doğuştan getiriyor, yaşam boyunca işliyor ya da donduruyoruz. Bahçe toprağını çapalayıp, havalandırıp, minik bir fidanla buluşturup sulamak ya da öylece bırakılan toprağın iklim koşullarıyla katılaşıp, sıkılaşıp taşa dönmesini beklemek gibi.

14. yüzyıldan bu yana tıp eğitiminde temel kural olan “Önce zarar vermemek” (primum non nocere)  ifadesi yaratıcılık ve yaratıcılığı geliştirme için de geçerlidir kanısındayım (Tülay Üstündağ. 2014. Yaratıcılığa Yolculuk). Platon’un “Eğitimin amacı bedene ve ruha edinebileceği tüm güzelliği ve tüm yetkinliği vermektir” sözü aklımda.

Örgün eğitimden yaygın eğitime, bireysel gelişimlerle ilgili eğitimlerden kurumsal eğitimlere kadar öğrenme sürecinden sorumlu olanlar bu güzelliği ve yetkinliği yaratıcılığı geliştirerek sağlayabilirler mi? Düşünüyorum. Neden olmasın?

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

En Çok Okunanlar